26 Aralık 2017 Salı

Yeni Başlayanlar İçin SAAB

 Yeni Başlayanlar İçin SAAB

SAAB nedir ne değildir.Yenilir mi, içilir mi? Bir bakalım...



      SAAB alacaksınız, almayı düşünüyorsunuz ya da aldınız. "Sende SAAB'cısın, baba ne dersin?" diye soranlar için bir şeyler yazıyorum. Başlıyoruz.

      SAAB markası hakkında çok detaylı bilgi vermeyeceğim. Blogdaki diğer yazılarımdan marka ile ilgili bilgilere erişebilirsiniz. Ama birkaç cümleyle;

- İsveç'e ve SAAB'ın geçmişine uygun tasarım anlayışı,
- Güvenlik,
- SAAB markasına ait bazı ince ayrıntı ve detaylar,
- Performanslı motorlar,
- Sınıfında ön sıralarda yol tutuş,
- Özenle çalışılmış, turbo katkılı ara hızlanma değerleri,
- Yüksek donanım, üretim yılı baz alındığında teknolojik yenilikler,
- İsveç zihniyetiyle (yarı kamu yarı özel sektör karma bir yapı) yaratılmış parça üretim ve parça tedariği,
- Köklü bir otomobil ve teknoloji geçmişi,
ve tabi ki SAAB'ın evi Trollhattan...

Torpido gözünüzden "başınıza bir şey gelmeden ÖNCE okumanız"
gereken bir kart çıkarsa "SAAB"a hoşgeldiniz !...


      Bunlar SAAB'ın karakteristik özellikleri.

1967 yılına ait bir video

      Peki Türkiye'de SAAB nedir onu da bilmeliyiz. Bu önemli. Çok eskiye gitmeyeceğim. 90 lı yıllarda General Motors (GM ) ya da Türkiye'de bizim bildiğimiz şekliyle "Opel Türkiye" SAAB markasını "Premium" segmente yerleştirerek grubun üst düzey yüzü olarak tüm operasyonlarını (satış, servis, yedek parça) buna göre şekillendirdi. Burada bizi ilgilendiren husus hemen hemen tüm SAAB modelleri bu yaklaşım nedeniyle Türkiye'ye yüksek donanım seviyeleri ile geldiler.

      Opel Türkiye bu çabasını özellikle 2003 yılında 9-3 Sport Sedan (9-3 SS) modelinin satışa çıkmasıyla üst seviyeye çıkardı. Zaten SAAB'ın Türkiye'deki en başarılı satış rakamları da bu dönemde yakalandı.

"SAAB Club Kart" bile mevcuttu bir zamanlar.


      Yani Türkiye'de sahip olacağınız SAAB üst düzey donanıma sahip olacaktır. İlk sahipleri de doğal olarak ya SAAB hayranları ya da kaliteli, yüksek donanımlı araç arayışında titiz insanlardır.

      Yine çok geriye gitmeden SAAB ve platform konusuna kısaca değineyim. SAAB 80 li yıllardan itibaren gelişen teknoloji, üretim maliyetleri ve güvenlik-yol tutuş standartları sebebiyle platform ortağı arayışına girdi. İlk ortaklık Fiat ile kuruldu. SAAB'ın 1989 yılında GM hakimiyetine girmesiyle bu arayış GM platformlarının kullanımı ile devam etti. 

Tip dört platformu


- 1980'li yılların ortasında satışa çıkan 9000 modeli Fiat-SAAB ortaklığı ürünü olan "Tip dört" "type four" platformu üzerine inşa edildi. Yani Alfa Romeo 164, Fiat Croma ve Lancia Thema ile aynı platform.

- İlk nesil 93 1998 yılında GM 2900 platformunun geliştirilmiş versiyonu üzerine geliştirildi. Yani bizim bildiğimiz şekliyle Opel Vectra B (yuvarlak, uzay kasa diye de bilinen) platformu.

- İkinci nesil 9-3 GM Epsilon üzerine. Yine bizim bildiğimiz şekliyle Opel Vectra C platformu.

- İlk nesil 9-5 GM 2900'un, SAAB tarafından geliştirilmiş (aslında boyutu değiştirilmiş, büyütülmüş) versiyonu olan GM 2902 platformu.

- İkinci nesil 9-5 GM Epsilon II, bizim bildiğimiz şekliyle Opel İnsignia platformu.

      SAAB modelleri ile ilgili parça konusu geçtiğinde "Opel'le uyumlu abi" cümlesinin sebebi işte bu platform kardeşlikleridir. Ama büyük bir - ! - koymalıyız bu konuya. Çünkü platform kardeşi olmaları benzer yürüyen aksam, motor ve şanzıman bileşenlerini kullanmalarını sağlasa da hemen hemen hiçbir iç ve dış donanım (kumanda düğmeleri, ekipmanlar, plastik aksamlar vb..) ortak değildir. Kaldı ki motor, şanzıman ve yürüyen aksamda da bazı parçalar SAAB'a özgüdür. Örneğin subaplar, yakıt pompaları, turbolar vb..

      SAAB mühendisleri her araca mutlaka SAAB tarafından geliştirilen motor kontrol sistemini (Trionic 5, 6, 7, 8 şeklinde) yerleştirmişler ve her araçta bazı belli başlı dokunuşlar, değişiklikler yapmışlar. Bu değişiklikler aracınızın modeline, üretim yılına ve donanım seviyesine göre değişiklik gösterecektir. O yüzden bu konuda detaya girmiyorum. Özetle SAAB'ın her parçası Opel veya 9000 için Fiat ile uyumlu diyemeyiz. Ama şu da kesin ki GM platformunun kullanıldığı SAAB'lar için, "iyi bir Opel ustası aracınızın dilinden diğer ustalara göre çok daha iyi konuşabilir" diyebiliriz.

      SAAB söz konusu olduğunda aracı kimden satın aldığınız çok büyük bir anlam ifade edecektir. Markayı bilen, tanıyan birinden araç almanız her anlamda sizin için iyidir. SAAB markasına tutkun bir kullanıcının sizi aldatmaması daha olasıdır. Ayrıca aracını özel ve titiz bir şekilde kullanmış ve bakımını da aynı şekilde yaptırmış olma ihtimali de daha yüksektir. Tabi "SAAB markasına tutkun" olma durumunu kullanıcının sözlerine değil eylemlerine bakarak anlayabilirsiniz.

      SAAB markasına tutkun hiçbir kullanıcı SAAB'ına mavi neon lamba takmaz, bagajına çanak anten büyüklüğünde ses sistemi monte etmez, helezon yayları kestirmez, sonradan 76000 kelvinlik xenon ampul taktırmaz, katran karası cam filmleri kullanmaz, görgüsüz BMW sahipleri gibi sol şeritte ya da kırmızı ışıkta selektör yapmazlar.  Bu yazdıklarıma eğer "Ya bırak Allasen" diye içinizden geçiriyorsanız SAAB size göre değildir. Köprüden önce son çıkıştan ayrılınız.

      Bir şekilde SAAB'ınızı aldınız. Biraz otomobil tutkunu da olmalısınız. Yani otomobili bir ulaşım aracı olarak görenlerdenseniz KÖSÇ (köprüden önce son çıkış). 

      Sürücü koltuğuna oturup her seferinde yarış pilotu gibi havalara giriyor, SAAB'a her yaklaştığınızda sağına soluna bakıyor, uzaklaşırken yandan yandan onu süzüyorsanız, direksiyondan kalkmak istemiyorsanız SAAB sizin arabanızdır. Onunla saatlerinizi hatta günlerinizi geçirmek sizin için bir sorun teşkil etmemeli. Eliniz az biraz anahtar tutmalı. Yok yapamıyorsanız "eli iyi anahtar tutandan" anlamalısınız. Yani "ben aracı ustaya veririm onlar halleder" den ziyade "ustama aracımı teslim ederim fakat öncesinde her şeyini araştırır ön hazırlığımı yaparım" zihniyetinde olmalısınız. Aksi hallerde SAAB'ın en ufak tamiratı, tadilatı sizin için can sıkıcı bir hal alabilir.

Direksiyondayken ben (Temsili) :))


Aero'ya her bindiğimdeki ruh halim... (Temsili değil)

      Parçasını nerden bulacağım? Aslında pek çok SAAB servisi var. Bunlar sizlere parça da temin edeceklerdir. Kullanılmamış 0 parça için şu anda SAAB'ın resmi parça tedarikçisi Orio AB. Türkiye'de resmi olarak faaliyet yürütmüyorlar fakat şu tarih itibariyle Tunç Bey (ATV Garaj Maslak-İstanbul) direkt olarak Orio ile çalışıyor. Gelgelelim Türkiye gerçekleri de var. 

Orio AB.


      Türkiye'de sigorta şirketlerinin değirmenine su taşımaktan başka bir amacı olmayan inanılmaz bir hasarlı araç piyasası mevcut. Resmen bir rant sektörü. Sigorta şirketleri hasarlı araçları inanılmaz ve akıl almaz fiyatlarla ihale usulü ile satabiliyorlar. Rakamların yüksek olma sebebi araçların tamir edilerek tekrar trafiğe çıkabiliyor olması. Söz gelimi İngiltere'de belirli bir oranın (% lik oran olarak) üzerinde hasar alan aracı tamir etseniz de trafiğe sokmanız mümkün değil. Türkiye'de ise durum tam tersi. "Pert" yani ağır hasarlı bir aracı dahi onararak trafiğe tekrar sokabiliyorsunuz. Tek istisnası ahlaksız sigorta şirketleri bu araçlara kasko sigortası yapmıyorlar. Ne kadar anlamlı değil mi? Söz neden bu kadar uzadı bilemiyorum ama işin özü Türkiye'de "hurda" araç kavramı gelişmemiş durumda. Bizim hurdalıklarımız çürümüş araçlardan ibaret. Dolayısıyla ikinci el parçalar (çıkma parça) ateş pahası, akıl dışı fiyatlara satılıyorlar. Bir de SAAB'ın az bulunurluğu ve sahiplerinin titizliği eklenince gelin halay başına.

17 milyon nüfuslu Hollanda'da bir SAAB parçacısı. 


      Ben açıkçası zorunlu olmadıkça Türkiye'den parça satın almıyorum. Kendime bir "fon" kurdum. Her ay bu fona para aktarıyorum. Burada biriken para ile yurt dışından parça satın alıyorum. Parça ihtiyacım yoksa boya koruma vb.ne harcıyorum parayı. Özellikle son zamanlarda dövizdeki aşırı yükselme, yabancı ülkelerden Türkiye'ye taşıma ücretlerinin yüksek olması (Ortadoğu tarifesi uygulanıyor malesef) ve gümrük vergisi muafiyetinin 30 Avro gibi komik bir rakama inmesi nedeniyle oldukça maliyetli olsa da bu benim için en iyisi. En azından ahlaklı insanlarla alışveriş yapıyorum. Saçma sapan soytarılarla değil. Örneğin bana yanlış parça gönderen bir Litvanya'lı üste çıkmak yerine binbir özür dileyip doğru ürünü anında tekrar gönderebiliyor, yanlış gelen ürünün bende kalmasını teklif ederek zararımı karşılamaktan bahsedebiliyor. Bu konuda seçim size ait. Özetle söyleyeceğim şu; hiçbir parça ile ilgili temin ve tedarikte bir sıkıntı yok. Tüm parçalar 0 ya da kullanılmış olarak bulunabilir durumda. Ayrıca SAAB'ın Türkiye için olan Facebook grubundan da yardım talep edebilirsiniz. Orada da çok yardımcı olunduğunu duydum.

Koltuk alacaksanız Hollanda'dan Velteck.

      Parça konusunda Orio şu anda orijinal parça tedarikçisi. Yani paketinde Orio AB yazan bir parça orjinal SAAB parçası. Bunun dışında çeşitli üreticiler mevcut. Periyodik bakım parçalarında zaten onlarca üretici mevcut. 

      Periyodik bakım parçaları konusunda da bir kaç bildiğim şeyi yazayım yeri gelmişken. Periyodik bakım parçaları: filtreler (hava, polen, yakıt vb.), yağlar (motor, fren, şanzıman direksiyon vb.), fren ekipmanları (balatalar, diskler), keçeler, contalar, ateşleme ekipmanları (bujiler, enjektörler vb.), yürüyen aksamlar (poryalar,amortisörler, rotlar, rotiller, denge çubukları vb.), radyatörler, kayışlar, silecekler, aküler, baskı-balatalar, pompalar (yakıt, soğutma vb.). Aklıma gelen en sık kullanılanlar bunlar. Bu parçaları satın alırken iyi ve orijinal kalitesinde malzemeler satın almaya dikkat etmelisiniz. 

      Otomobil üreticileri hemen hemen hiçbir parça üretmezler. Türkiye'de sanılanın aksine otomobil fabrikasının işi esasen "montaj sanayisidir". Üreticinin, yani otomobil markasının fabrikasına dünyanın dört bir yanından parçalar gelir ve bu parçaların birleşimi yani montajı ile birlikte tıpkı bir lego gibi otomobiliniz fabrikanın kapısından çıkar. Her marka kendi tasarımını, standartlarını ve kalitesini bu parça tedariğine yansıtır. Bazı parçalar bazı marka araçlar için hatta bazı modeller için özel olarak üretilebilirler. Ayrıca farklı dönemlerde, farklı pazarlarda farklı markaların parçaları da kullanılabilir. Söz gelimi SAAB 9-3 modelinin Türkiye'ye getirilenlerinde Pagid tarafından üretilen fren balataları kullanılmış, Almanya pazarında ise Ate tarafından üretilmiş balatalar kullanılmış olabilir. Her ikisinin üzerinde de SAAB ya da GM yazacaktır. Bu 2004 yılında Pagid iken, 2007 yılında Ate, 2011 yılında Bosch olmuş olabilir.

Son 9-5'in kabaca parça tedarikçileri.


      İyice kafa karıştırıcı bir durum değil mi? Doğru ve kaliteli parçaları seçmek için araştırıcı olmanız yeterli. Örnek olarak aracınıza alacağınız hava filtresi Knetch, Mann, Bosch gibi zaten otomobil üreticilerine orijinal filtre üreten firmalar olabilir. Ya da hiçbir otomobil markasına üretim yapmayan K&N gibi özel bir üretici veya Avusturalya'da yerel bir üretici olan fakat orijinal ekipmanlardan daha kaliteli üretim yapan RYCO Filters olabilir.
      Başka bir örnekle orijinal GM marka motor yağını ya da antifirizi; Türkiye pazarı için Petrol Ofisi tarafından üretildiği için kesinlikle almamanız gerektiği gibi. Çok uzatıp kafanızı karıştırmayayım ama biraz markaları tanımanız lazım özetle. Beş çeşit üretici mevcut kabaca:

1- Orijinal Marka Üreticisi: Bosch, Denso, Mann, Valeo, Brembo, Delphi, Mahle, Hella, Sachs, TRW, Bilstein, Monreo, Aisin, Continental vb. markalar.
2- Kaliteli Uluslararası Üretici: LUK, Metelli, SWAG, Das Lager vb.
3- Kaliteli Yerel Üretici: MCS, Swedish Parts, Skandix, RYCO, Proparts vb.
4- Parça Üreticisi: Sardes, Fuji, Opar, Kale, Sismak, Eurocell vb.
5- Performans Odaklı ve Butik Üretici: Hirsch Performance, Maptun, K&N, Abbott, BSR, EBC vb.

Bazı bilinen OEM üreticileri.


      Mesela ben bir süredir Mann FreciousPlus polen filtresi kullanıyorum. Bilmeyen birisi yan sanayi diyerek kenara atar. Fakat orijinal GM filtreden çok daha kaliteli. Karbon tabakaya ek olarak oktil izotiazolinon katman içeriyor.

      Yine Textar marka fren balatası kullandığınız için kimse size "yan sanayi" parça kullanmış diyemez. Gerçi burası Türkiye,  derler. Adınızı çıkarırlar. KÖSÇ :))

      Her durumda biraz ilgi lazım.

      Şimdilik aklıma gelenler bunlar. Biraz dağınık oldu farkındayım. Uzun süre bir iki cümle not alıp bırkmıştım, toparlamak çok zor oldu. Kusura bakmayın.

Görüşmek üzere...

      

4 yorum:

  1. Elinize sağlık çok güzel bir anlatım olmuş.bir saab'ım yok ama olmasını çok isterdim saygılar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fatih Bey teşekkürler. Umarım bir gün bir Saab'la güzel saatler geçirirsiniz.

      Sil
  2. Güzel bir yazı olmuş saab sahibi olmayı çok istiyorum ama biraz da bu parca durumundan dolayı korkuyorum açıkçası

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mürsel Bey Sağolun. Açıkçası kabul edelim ya da etmeyelim, hoşumuza gitsin ya da gitmesin alt ve orta gelirli insanlar için Türkiye'de araç sahibi olmak artık lüks. Parçayı tedarik etmekle ilgili sıkıntı çekmezsiniz fakat fiyatları canınızı sıkabilir. Özellikle zorunlu sigortanın dahi 500 lira seviyesinde olduğunu düşünürsek. Aracıma ait her türlü masraf kalemi benim canımı sıkıyor malesef; otoyol, köprü ücretleri dahil.

      Sil